Yürek sancılarının ardındaki toplum | Kitap Haberi

Yürek sancılarının ardındaki toplum

Bu kitap Türk okuyucusunun pek çok öykü ve romanıyla yakından tanıdığı Burhan Günel'in önceden yayımlanmış iki öykü kitabını bir araya getiriyor (iki bölümden oluşmasının nedeni bu). Kitaplardan ilki 'Yine Bir Gülnihal' yedi öyküden oluşuyor ve 1983 Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülü sahibi. Kitaba ismini veren 'Karanfil ve Hançer' ise beş öykülük. İçinde yer alan 'Söylence' adlı öykü Ömer Seyfettin Öykü Ödülü 1994 yılı birincisi.
'Yine Bir Gülnihal' gurbet öykülerinden oluşuyor. Yaratıp var ettikleri, sığındıkları, tutundukları ya da yaratmak istedikleri ve müdahale edemedikleri olayların sonucunda altüst olan insanların öyküleri. Yüceltilip yaşamın anlamı yapılmış yasak bir ilişkinin 'senden tiksiniyorum' sözüyle sarsılıp, yeniden değerlendirilip, kurtulmaya çalışılıp vazgeçilememesinin öyküsünü anlatıyor Günel. Kahramanların gurbette olması da işlerini zorlaştırıyor. Çünkü gurbetin ayrılmaz parçası olan iki yere de ait olamamaya, kaçınılmaz gurbetçinin peşinden giden yabancılaşmaya, yabancılaşan bireyin kendine dönüşüne, intihara neden oluyor. İntiharın öyküsünün adı 'Kimlik'... 'Yine Bir Gülnihal'de ya yıllar önce terk edilen ya da hiç ulaşılamayan sevgililer var. Tüm öyküler gurbetle ilişkilendirilmiş. Farklı yaşamlardaki farklı farklı gurbetler ve bu gurbetlerle biçimlenip canı yanmış insanların öyküleri bunlar. "Ama o bizi yeterince sevmemişti. Önce kentlere, ardından kentlerin dışına, gecekondulara, sonra da buralara attı ve daha tren Sirkeci'de kıpırdanmaya başlarken unuttu."
Yedi öykünün her birinde bu
alıntının en az bir aşamasına dokunan bir tema var muhakkak.
'Yine Bir Gülnihal'deki ilk beş öykü, kahramanlarının dilinden anlatılmış. Kitapta yer alan diğer öyküleri ise bir anlatıcının ağzından çıkıyor. Geçmişle şimdiki an arasında gidip gelmelerden ve imgelerle yüklü anlatımına özellikle dikkat çekmek istiyorum.
Acı ve sevinç
Karanfil ve Hançer'i oluşturan öyküler ise 'ölümsüz kadın' ve 'yangın'la birleştirilip aynı yaşamın parçaları oluyor. Ve Günel'e özgü geçmişle şimdiki zaman arasında sürekli gidip gelen kurgusal teknik 'Karanfil ve Hançer'de daha yoğunluklu...
Kitabın ikinci bölümündeki öyküler; başkaldırının, direncin, aşkın simgesi diğeri kanatanın, yaralayanın, acının ve ölümün simgesi iki nesne biçimden biçime girmiş. Hançer, kimi zaman Sivas'ta kibriti çakan el olmuş, kimi zaman siyasilerin gerçeklerden uzak, taraflı yorumları... Bir öyküde erkeklik organı olmuş bir başkasında aydının duyduğu sorumluluğun, suçluluğun veya çaresizliğin yüreğinde yarattığı sızı... Karanfilse kimi öyküde yarin eteğinin deseni, kimi öyküde kendini yeniden yaratma çabasındaki kırgın bir insanın tutunduğu, dayandığı sevgilinin nefesinin kokusu... Karanfil ulaşılmaz olan olmuş, özlem, sevgi dostluk olmuş yer yer...
Ve kitabın son öyküsüyle diğer tüm öykülerde parça parça verilenler birleşip bir bütün oluşturmuş. 'Kanatır Kendini' isimli bu öyküde tüm taşlar yerli yerine oturuyor. Bu öykü hem biçimi, hem hedefiyle en çok da engellenmemişliğiyle. Türkiye'de yüzünü aydınlığa döndürmüş herkesin canını yakan gerçek bir yangının Sivas yangınının öyküsü... Madımak Oteli'nde ateşe verilen demokrasinin, laikliğin ve hukukun aydında yarattığı acının, yetkili ağızlardaki değerlendirmelerle derinleşen yaranın
ve umuda saplanan hançerin öyküsü...
Bu içerik, bu öyküyü kitaptaki en çarpıcı öykü yapmaya yetmiş.
"Hançeri biliriz: Kanatır kendini, gökyüzünün rüzgarlı kapılarını aralar, hep aynı cephede dövüşür ve hırçın kokulu bir çingene karanfiline yenik düşer. Karanfili de biliriz: Bir acıyı, bir sevinci ağırlar."

NURAY AYGÜL
RADİKAL KİTAP
01.06.2001