Ciddi bir ’Hangi Atatürk’ eleştirisi | Kitap Haberi

Ciddi bir ’Hangi Atatürk’ eleştirisi

Taha Akyol’un "Ama Hangi Atatürk" (Doğan Yayıncılık) kitabı medya dünyasında şenlik fişekleriyle karşılandı. Köşe yazıcıları kitabı öve öve bitiremediler. Gazeteler, televizyonlar yazarla söyleşi yapmak için sıraya girdiler. Ve istediklerini elde ettiler. Galiba CNN televizyonu yazar ve kitabı üzerine özel bir program yayınlandı. Programa ünlü tarihçiler konuk oldular. Övgü koroları içinde bir tek çatlak ses vardı: Prof. Dr. Mümtaz Soysal.

Bu yazar ağırlaması, "kısmetsiz" bir yazar olarak beni son derece sevindirdi. Ama buna karşın epeyce de kederlendim: Öteki yazarlarımız da kendileri için bu türden sıcak bir karşılama beklerlerse nice olur medyanın hali?

KARABEKİR TUTKUSU

Cumhuriyet Kitap Dergisi’nin 943. sayısında, "Ama Hangi Atatürk" konusunda ilk ciddi eleştiriyi yazan Alev Coşkun, kitap ile aynı adı taşıyan yazısını şöyle bitiriyor:

"Sayın Akyol’un bu yazıda belirttiğimiz Karabekir tutkunluğu ve diğer kimi noktalar dışında, genel olarak Atatürk’ün bağımsızlık savaşı sırasında gerek Sovyet Rusya’daki yeni devletle, gerekse kendine destek veren Hint Müslümanlarına karşı temel stratejisini ortaya koyan bir çalışma yapmış olması da takdirle karşılanmalıdır."

Taha Akyol’un Kazım Karabekir tutkusunu fark eden demek ki sadece ben değilmişim.

YOLDA KALANLAR

Gazi Mustafa Kemal Paşa Söylev’in başlarında eski yol arkadaşlarıyla ilgili olarak şunları yazar: "Milli Mücadele’ye beraber başlayan yolculardan bazıları, milli hayatın bugünkü cumhuriyete ve cumhuriyet kanunlarına kadar uzanan gelişmelerinde, kendi fikir ve ruh kabiliyetlerinin kavrayış sınırı bittikçe bana karşı direnişe ve muhalefete geçmişlerdir." (Nutuk, Atatürk Araştırma Merkezi Baskısı. S.11)

Gazi Mustafa Kemal Paşa hemen hemen bütün devrimci kadroların başına gelen kırılma ve çatlamayı işaret ediyor. Devrim’in anayolu üzerinde, ana istikametinden hiçbir taviz verilmez, aksayan, tökezleyen yolda kalır. Yolda kalanların çok küçük bir azınlığı gerçeği kabul etmek, yoldan çekilmek gibi bir yüce gönüllü davranış gösterebilir.

Çoğunluğu ise hayal kırıklıkları içinde "anı"larını yazarlar ve devrimci rollerini abartarak kendilerini dengelemek isterler. Bu türden anılara çok dikkat etmek gerekir.

TEVATÜR VE KANIT

Ne var ki Karabekir Paşa ile Faik Ahmet Barutçu’nun anılarına nesnelliği noter onaylı metin muamelesi yapan Taha Akyol yorum ve savlarını bu kırılgan metinler üzerine kurar. Örneğin, köşesinde, Faik Ahmet Barutçu’nun Siyasi Hatıralar’ından yola çıkarak, Terekkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın (1924) Şeyh Said isyanının yarattığı korku ortamında kapatıldığını yazar. Çünkü Barutçu "Siyasi Hatıralar"ında İsmet İnönü’nün böyle bir şey söylediğini yazmıştır. Bu olayın kanıtı ve tanığı yoktur. Ama Taha Akyol bu iddiayı tarihsel doğru olarak kabul eder.

Kazım Karabekir Paşa’nın, Anadolu’ya geçme ve Milli Mücadele’nin yönetimini alma sürecinde Mustafa Kemal’i yönlendirdiği konusunda ciddi bir tevatür vardır. Alev Coşkun, Taha Akyol’un bu tevatürden yola çıkan yorumlarının çürüklüğünü kanıtlıyor.

ÖZDEMİR İNCE
HÜRRİYET GAZETESİ
05.04.2008