İndus Vadisi'nin İncirleri | Kitap Haberi
İndus Vadisi'nin İncirleri
Akif Beki'nin kaleminden...
23 yaşındaki Eva 6 aylık bebek gibi ses çıkarıyor
Eva, altı aylık bir bebeğin büyülü dünyasında yaşıyor. Ama susadığında bardağın kendi ayaklarına gelmesini beklemiyor ya da yetişkinlerin derdini anlayıp getirmeleri için ağlamıyor. Kendisi bizzat kalkıp bardağa gidiyor. Yani bir yetişkin gibi davranıyor
BAŞBAKANLIK Sözcüsü Akif Beki’nin İndus Vadisi’nin İncirleri adlı romanından Eva ile Adam’ın hikayesine devam ediyoruz...
Thomas çiftliğe döneli neredeyse dört hafta olmuştu. Ambedkar’dan beklenen haber sonunda geldi. Eve ile Adam’ın tüm pasaport ve vize işlemleri onaylanmıştı. Dr. Logan o sabah çok heyacanlı görünüyordu. Ambedkar’ın getirdiği değerli misafirleri karşılamaya Thomas’ı göndermişti.
Vaizin son kehaneti
Dr Logan, ilk gün, izlenimlerini aynı sabırsızlıkla şöyle yazmıştı:
“Eva konuşamıyor. 6 aylık bir bebek gibi sadece sesler çıkarıyor. Rüzgar diyor, su diyor ama bunları kendi özel dilinde söylüyor. Onları, doğal sesleriyle adlandırıyor. ‘fışşş’, ‘wuuuuuu’ ya da ‘haww’ gibi... Peki onu, yirmi üçünü devirmek üzere olan Eva’yı altı aylık bir bebekten ayıran ne? Eva, altı aylık bir bebeğin büyülü dünyasında yaşıyor. Ama susadığında bardağın kendi ayaklarına gelmesini beklemiyor ya da yetişkinlerin derdini anlayıp getirmeleri için ağlamıyor. Onun yerine kendisi bizzat kalkıp bardağa gidiyor. Yani bir yetişkin gibi davranıyor. Tek mesele zihin dünyasıyla ilgili. Eva, yetişkin bir insana ait düşünce emareleri göstermiyor...”
Aden Çiftliği’nin bahçe kapısından kurşuni bir Lincoln girdi. Gelen Vaiz White’tan başkası değildi. Dr. Logan misafirini çalışma odasının kapısında karşıladı. Vaiz White, her hafta Çarşamba günü Aden Çiftliği’ni ziyaret etmeyi adet edinmişti. Tam dokuz yıldır hiç aksatmadan gelirdi. Çarşamba randevuları Vaiz White için olduğu kadar Dr. Logan için de önemliydi. Dokuz yıldır Aden Çiftliği’nden dışarı adım atmamıştı. Dış dünyayla tek bağı vaiz White’in haftalık ziyaretleri ve asistanı Thomas’ın onun için seçerek getirdiği gazete, dergi ve kitaplardı. Günlüğünde Vaiz White’la sohbetlerine geniş yer ayırmıştı. O gün yazdıklarına bakılırsa Vaiz White beklenen günün yaklaştığından söz etmiş olmalıydı. Vaizin sivri çıkışları bir süredir dikkatleri altın Çağ Havarileri’nin üzerine çekmişti.
Protestan cemaati
Altın Çağ Havarileri, aslında bir tarikat değil, Evanjelist bir Protestan cemaati. Kendilerini gizlemiyorlar, tam aksine son derece medyatikler. Liderleri ünlü bir televizyon vaizi, Dr. Jerry White. Kısacası Vaiz White bir şovmen, bir televizyon vaizi, müminleri de tam bir medya cemaati. Televizyon programında Vaiz, İncil’den ayetler okuyor ve bunları yorumluyordu...
Vaiz White’ta göre “Deccal bugün yaşıyor ve bir Yahudi erkek suretinde aramızda dolaşıyor.”
White, yaklaştığını haber verdiği büyük felaketleri de tanrısal bir ceza olarak yorumluyor ve bundan aramızdaki günahkarları sorumlu tutuyor. Vaiz White’ın bu yorumu büyük tepki aldı. Bunun üzerine Vaiz White, sözlerini geri almak zorunda kadı...
Dr. Logan, bu satırları okuduktan sonra uzun zamandır kafasında gezdirdiği ama her seferinde bastırmaya çalıştığı düşüncelerini bir çırpıda dışarı çıkarıverdi... “Merak ediyorum, acaba onların bir gün gerçek olması için her şeyleriyle çalışan müminleri olmasa peygamberler kehanetleri gerçekleştirebilir miydi? Yani söylemeye çalıştığım şey şu: Bu kadar mümin, Kutsal Kitap’ın gelecekle ilgili haberleri doğru çıkarmayı kendine görev edinmese belki gelecek bambaşka olabilirdi.”
Not: İndus Vadisi’nin İncirleri, Elips Yayınevi’nden çıktı.
İnsan mı yalanı icat etti, yalan mı insanı?
MOHENJO - Daro kazılarında bulunan, Dravidyen alfabesiyle yazılmış tablet, bir kehanetten söz ediyordu. Yaklaşan büyük bir felaketi haber veriyordu bu kehanet. Sümer alfabesi kadar eski sayılan ve ancak yüzyılın başlarında varlığı keşfedilen bu antik Dravidyen yazısı, toplam dört yüz kadar sembolden oluşuyordu. Ama bunların çok azı çözülebilmişti.
Somut nesnelere isim
Neredeyse yüzyılı bulan çalışmalar rağmen Dravidyen alfabesinin önemli bir bölümü günümüze kadar bakir şifreler olarak kalmayı başarmıştı. Dr. Logan, büyük zaman ve emek ayırdığı uzun çabalar sonucu, elindeki tableti anlamlı bir metne çevirmeyi başardı. Tek sorun yan yana sıralanmış benzer üç sembolün tam olarak metne oturmamasıydı... İnsanoğlu konuşmaya başladığında önce sadece doğada gördüğü somut nesnelere isimler koydu. Aynı dili yazmaya aktarmaya çalıştığında da tek seçeneği dış dünyadan somut nesne resimleri kullanmak olmuştu. Çünkü henüz soyut kavramları ne düşünebiliyor ne de yazabiliyordu...
Yalanın icadı nasıl oldu
Dr. Logan, bu mantıkla tamamladığı deşifresini bir metne dönüştürdü. Ama kehanetin gizemini korumak için incir sembollerini aynen kullandı, “Üç incir” şeklinde yazdı. İncir yerine “Yalan” kelimesi konduğunda metnin anlamı tamamlanıyordu...
İndus’un söylencelerinde yasak meyve bahçesine rastlanıyordu ama kadının sahneye çıkışı ve günahların ilki anlatılırken incir yaprağının rolünden hiç söz edilmiyordu. Dr. Logan, incir bağlantısını bulamasa da bu efsanelerden birinde en azından ilk yalanın izini bulmuştu... “İnsan mı yalanı icat etmişti, yalan mı insanı?” Dr Logan kendi kendine bu soruyu soruyordu. Çünkü bildiği tüm yaradılış efsanelerinde ilk günah ve ilk yalan iç içe bir halde ilk insanla başlıyordu. Belki efsaneler aynı kaynaktan geldiği için böyleydi. Ama bu, sonucu değiştirmez, tam tersine rivayetin doğruluk ihtimalini arttırırdı...
TERCÜMAN GAZETESİ
08.02.2008

Mehmed Uzun'un 'Nar Çiçekleri' ile 'Aşk Gibi Aydınlık, Ölüm Gibi Karanlık' adlı romanları nedeniyle İstanbul DGM'nin 'bölücülük ve terör örgütüne yardım ve yataklık' suçlamasıyla açtığı dava duruşmasında, yazar savcılık iddianamesini cevaplarken roma...




RSS
