Son firavunun ardından | Kitap Haberi
Son firavunun ardından
Firavunların/ Kralların dünyasında her zaman zulümle inşa olmuş debdebeli bir hayat vardır. Tarih de buna şahitlik etmiştir. Ancak akıbetleri hiç de yaşantıları kadar görkemli olmamıştır. Hazin bir son, hüsran ve felaket...
Mısır'a bir dönem damgasını vuran, yaşadığı dönemde şöhretiyle Time dergisine bile kapak olan, 1965 yılında şaibeli bir şekilde ölen Kral Faruk'un fırtınalı hayatı, Kaknüs yayınları tarafından 'Mısır'ın Son Firavunu Kral Faruk' adıyla yayınlandı. Bir hukukçu kimliğine sahip olmasına rağmen, daha çok senaryo yazarlığı ile adını duyuran, William Stadiem tarafından kaleme alınan kitap, Ömer Ekit tarafından Türkçe'ye çevrilmiş. Stadiem, senaryo yazarı olması hasebiyle kitap bir film şeridi gibi okurun gözünde canlanıyor ve Mısır'ın tarihine mâl olmuş Kral Faruk'un hayatı sinema sahnesi gibi gözler önüne seriliyor. Geride sadece aşklarıyla, servetiyle, şişmanlığıyla iz bırakmış olan Kral Faruk, yazarın ifadesiyle hatırat namına ise hiçbir şey bırakmamıştı. O yüzden biyografi yazarına düşen yazılı kaynaklara dönmek olmuş. Bu arada Mısırlıların hafızasına da başvuran yazar onlara Faruk hakkında soru sorduğunda hep karşı soru almış “neden onu tanımak istiyorsunuz?” ve çoğu zaman da sorular cevapsız kalmış. Mısırlıların havsalasında nasıl kötü bir iz bıraktığını anlamak için kitabı okumak yeterli olacaktır. Halkın nazarında hep “kötü” olarak anılan Kral'ı yazar şu cümlelerle özetliyor: “Faruk, Mısır tarihine düşülmüş bir dipnot, geçmişte kalan müsrif bir kral, bir hiç'ti.” Hayatı boyunca yaşadığı aşklarla, servetiyle ve sorumsuzca harcanan paralarıyla Mısır'a hükmeden Kral Faruk, iki defa Time dergisine kapak olmuş, kapak resminde -arka fonda Mısır piramitleri ve sfenks ile birlikte- “Orta Doğunun büyük umudu” diye olarak lanse edilmiş. Kapaktaki alt başlıkta ise kinayeli olarak “Arap'ın dosta ihtiyacı olursa” yazılmış. Orta Doğu'nun siyasi geleceğinde bir ümit olarak üzerinde oynanan Kral Faruk, kendisine arka çıkan İngiliz- Yahudi medeniyetinin de desteğiyle ince uzun ve yakışıklı bir prens olarak sahneye çıktığı günden Kral Faruk olduğu zamanlara kadar, bu destekleri arkasında hissetmiş ama yine kel, şişman ve gözden düşmüş bir kral olarak da İngiliz- Yahudi medeniyetinin oyunuyla - ve CIA işbirliği ile- 1952 yılında Nasır'ın yaptığı darbeyle, ülkesini terk etmiştir. O artık devrik bir Kral'dır.
CADİLLAC, KADIN VE KUMAR TUTKUSU
Kitapta uzun soluklu bir hikayenin özeti diyebileceğimiz “sonun başlangıcı” bölümünde aslında bütün sonları hazırlayan sebeplerinde baştan hazırlandığını da göstermekte. Faruk, kadından yana da pek şanslı olmadı çünkü haremine aldığı kadınlar tarafından hep ihanet gördü. Mısır'ın jeopolitiği, konjonktürünü de Faruk'la birlikte değerlendiren yazar, bu işten en fazla beklenti içinde olan, ağzı sulanan tarafın İngilizler olduğunun lakin, Faruk'un da hem kendi tahtının elden gitmemesi, hem başının ağrımaması, kısaca zevk ve sefahatının bu hususta zarar görmemesi için elinden geleni yaptığını ifade ediyor. Faruk da bu durumda bir plan yapmıştı: İngilizler, komünistleri ve radikal İslâmcıları istedikleri kadar suçlasınlar, yeter ki Saray'a kabahat bulmasınlar... İngilizler hâlâ Mısır'a, Süveyş Kanalına ve pamuğa muhtaçtılar ama en çok ihtiyaçları olan şey, Mısır'da dostlarının olmasıydı. İngiltere İmparatorluğu bu dostluğu fiiliyata geçirdi ve ilk hamleyi yaptı VI. George, Faruk'u İngiliz Ordusu'nun fahri komutanı ilan etti. Nihayetinde yazarın ifadesiyle Faruk, Mısır'ın ve Orta Doğu'nun, komünist isyanlarına karşı en güçlü siperiydi.
Başrolünü Kral Faruk'un oynadığı Mısır tarihinin önemli dönemecini anlatan bu kitapta ayrıca, Doğu despotizminin, İngiliz emperyalizminin, Amerikan ikiyüzlülüğünün, İsrail entrikalarının, Beverly Hills'li Kıptilerin öyküsünü bulmanız mümkün.
Kamil Büyüker
Yeni Şafak
04.10.2006

Unutmayalım.. Birinci Cihan Harbi sona erdiğinde yanımızda bir tek Kürtler kalmıştı.. Milli Mücadele'de üstlerine düşeni de yaptılar.. 




RSS
