Muhteşem bir öpücüğün iki yüzü | Kitap Haberi
Muhteşem bir öpücüğün iki yüzü
Evli kadın, aşık kadın... Aldatılan, terk edilen, iki aşk arasında kalan, güvenini yitiren, kendini yeni baştan yaratan kadın. 'Hain'in Muhteşem Öpücüğü' isimli Güncel Yayınları'ndan çıkan bu romanı okurken, kurguya istediğiniz yerden bakabilirsiniz. 'Eleni' isimli kahramanın etrafında geçen olaylar dizisinde bense yönümü, 17 yıl önce 'kutsal evlilik bağıyla bağlanmış(!)' bir kadının yaşam öyküsünde bulacağım. Yunanlı yazar Mayra Papathanasopulu tarafından kaleme alınan bu eğlenceli ve kolay okunan kitap, Kosta Sarıoğlu tarafından dilimize kazandırılmış. Sarıoğlu'nu Om Yayınlarından çıkan 'Kızıla Boyalı Saçlar' isimli roman çevirisi ile de hatırlıyoruz. (Hani gözde Cumhurbaşkanı'mız Ahmet Necdet Sezer'in elinde göründükten sonra, bir anda satış patlaması yapan ve 25'in üstünde baskı yapan şu meşhur kitap...)
'Hain'in Muhteşem Öpücüğü'ne gelirsek... Prezervatifi, 'kağıdıyla çikolata yemek' olarak algılayan sevgilisinden 18 yaşında hamile kalan Eleni; sevgilisiyle ailesinin de baskısıyla evlenir. Aleksis 23 yaşındadır ve "yaşamının en iyi yıllarını, ona babalık tuzağı kurup, çalan", bir kadınla birlikte; seçme şansı kendisine bırakılmadan; geçirdiğini düşünür. Kahramanımız ise kendi kendine söz vermiştir; evliliği için çaba gösterecektir.
"Aleksis'e olan çılgınca aşkım, onu evine bağlamak endişemle birleşince beni örnek bir eşe dönüştürdü: hamarat ev kadını, şefkatli sevgili, her türlü kaprisine boyun eğen kadın.(...) Cinsel ilişki bile, sunduğum hizmetlerin karşılığında verilen ödüle, prim gibi bir şeye dönüşmüştü. Hiç şikayet etmedim. Kocamın eve, bana ve oğlumuza dönmesi yetiyordu." Taa ki romanın anlatılmaya başladığı tarihten bir yıl önceye kadar... "Aleksis işinin yoğunluğunu bahane edip, eve geç dönmeye, en ufak şeyde Takis'e kızmaya başladı, bense onun için sanki hiç yoktum. Tabii seks yavaş yavaş tatlı bir anıya dönüştü. 17 yıl sonra evde işlerin bozulmasını kendime yediremiyordum" Yoksa başka bir kadın, bir 'metres'mi vardı kocasının hayatında?!
"En iyi romanları hayat yazar!"
Hızlı başlayan kitap, geri dönüşler ve hatırlamalarla sürükleyici bir hal alıyor. Sonrasında ise Eleni; 'müşfik anne', 'cüretkar sevgili', 'sadık bir eş', 'entrikalarla yüklü gizemli bir kadın' kimlikleri arasında gidip gelirken, onunla birlikte bıçak sırtı üzerinde yürüyüp o bildik soruyu tekrar tekrar soruyorsunuz:
"Değer mi?" İşte bu soruya vereceğiniz yanıt 'arkadaş, sevgili, dost, anne, eş' kavramlarını yeniden düşündürtüyor...
En yakın ve belki de tek kadın arkadaşı tarafından aldatılan, bir başka kadın için kocasınca terk edilmiş ve oğluyla ilişkisindeki pürüzlerle ne yapacağını bilemezken karşısına hiç beklemediği anda çıkan yeni bir 'aşk' ile yol ayrımına gelir Eleni... Tüm senaryo birden değişir! Gelişen olay örgüsü içinde artık seçim yapacak olan O'dur. Kocasıyla kalıp yıllarca emek verdiği 'kutsal evlilik bağını sürdürmek' ya da farklı bir yaşamda, başka gökyüzünün altında mutluluğu aramak... O nihai kararı vermek için tüm sorulara cevap ararken siz de kendi iç hesaplaşmanızı yapıyorsunuz.
Kitabın sonunda İncil'de geçen, yüzyıllardır süren tartışmaya da tanık oluyorsunuz. İncil'de o bölüm şöyledir: Muhbir olarak İsa'nın düşmanlarının hizmetine giren havari Yahuda, askerlere İsa'yı tanıtmak için, Son Akşam Yemeği'nden sonra diğer havarileri arasında ona yaklaşacak ve öpecektir. "Kimi öpersem İsa odur, alın onu tutun ve güven altında götürün." İşaret, selam öpüşmesidir ve gelir gelmez, İsa'ya yaklaşarak onu öper. Bu ne yazık ki dostluk ya da sevgi gösterisi olarak bildiğimiz 'öpüşmenin' de kötüye kullanılmasıdır, aynı zamanda... İşte Mayra Papathanasopulu'nun 'Hain'in Muhteşem Öpücüğü' başlığını verdiği eseri de böyle bir sona zemin hazırlıyor. "Hüzünle, bunun belki de ihanetin ağırlığını hissetmeden birbirimize verdiğimiz son öpücük olabileceğini düşündüm! Hain'in öpücüğü. Eh, evet, Hain muhteşem öpüyordu." Bu eğlenceli kitabı bitirdiğinizde yazarın da sık sık kullandığı şu cümle takılıyor aklınıza; "çünkü en iyi romanları hayat yazar!"
ARZU MİLDAN
RADİKAL GAZETESİ
04.05.2001

Benim gibi biri Marksizmi özlediğini söylese inanır mısınız?! İnanın! Marksizme karşıyım, hatta son elli yıllık dünya tecrübesinin Marksizmi daha da zayıflattığını düşünüyorum. Ama Marksizmi bir fikir olarak gerçekten özlüyorum.




RSS
