Edebiyat Dersleri kitabını 10 kişi satın aldı!

Edebiyat Dersleri

Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Yazar : Ahmet Hamdi Tanpınar
Kategori : Edebiyat Tarihi
Basım tarihi:2002 / 3. Baskı
Kapak : Karton
Sayfa sayısı :310
Kağıt:2. Hamur
Ebat:13,5x21
ISBN:9750805089
Dil : Türkçe
Etiket fiyatı : 12.88 + %8 KDV = 14 TL
Kültür TV fiyatı 11.20 TL

 

 

YKY'de yayımlanan "Ahmet Hamdi Tanpınar: Bütün Yapıtları" dizisinin son kitabı Edebiyat Dersleri, Tanpınar'ın İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde verdiği derslerin notlarından derlenen sıkı bir çalışma.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın zengin birikimini, şair kişiliğini bütün yönleriyle görebildiğimiz Edebiyat Dersleri, gerçekten de, zengin çağrışımlarla (elbette Yahya Kemal'i hiç unutmadan!) Namık Kemal'den sinemaya, Servet-i Fünûn'dan Ahmed Hâşim'e, Bachelard'a uzanan bir "karşılaştırmalı edebiyat dersi" niteliği taşıyor.
TADIMLIK

Âkif

Âkif'te insan kaderi, cemiyet meselesi olarak var; cemiyette yapılacak şeyin bilgi getirmek olduğunu söyler. Cemiyetin örf ve âdetlerine dokunulmasını istemez. Fikret'te de bu terakki meselesi vardır: "İnsan zekâsını işletirse terakki eder" der. Âkif, Kemal gibi; ama millî zemin olduğu gibi kalacaktır. İnsanın ferdî talihi üzerinde Fikret hattâ Ziya Paşa meşgul değildi; cemiyet kaderi mevcuttu. Âkif insanda çalışma iradesini kabul ediyor. Metafizik endişe yok Âkif'te. Mehmed Emin de insan talihi karşısında aynı istikameti tutar. Emin Bey nasyonalist, Müslüman ve halkçıdır. İlhamını halk diline vermiştir. Mehmed Emin ve Âkif'in müşterek tarafları, aktüaliteye bağlılıklarıdır. Âkif, medeniyet düşmanı değildir; iman esastı zira. Medeniyetle karşılaşmasına teknik vasıta oluyor. Moralsiz teknik vasıta olduğu için: "Tek dişi kalmış canavar" diyor. İnsanlığın yanlış anlaşmanın mağlûbu olduğunu, masal içinde yaşadığını, büyük hakikate açılmadığını söyler. Âkif cemiyet vak'alarını ve halkı aldı. Mehmed Emin sömürge milletlerinin kurtarıcısının Türkiye olacağını söyler; yani Enver Paşa devrinde esirlerin kurtarıcısı, ikinci devresinde ise esir bir melekten benzetme yaparak esir milletlerin hürriyet sembolü olarak anlatır Türkiye'yi.
Gizli konuşmak konuşmamak demektir. Servet-i Fünuncuların yaşadığı devir küçük aktüaliteler devri idi. Hamid vehhamdı, nötr bir edebiyat yaptırdı; hem de enfüsî olacaktı. Fikret'te de bunun payı vardır, "Gayyâ-yı Vücûd" gibidir Türkiye. "Bir Lâhza-i Teahhur", Ermenilerin padişaha attığı bombayı alkışlar; bu tek zaafıdır bence. Türk tarafından yapılmış olsaydı neyse...
Meşrutiyet'te fert meseleleri kalkar; Ziya Gökalp ve Yahya Kemal'de ferdî meseleler yok. Ziya Gökalp, Namık Kemal'in meşrutiyetteki şeklidir: Nasyonal ve sosyal.
Hâşim'de de ne sosyali ne de bu cinsten bir sosyali buluruz. Hâşim'in sanatı sosyale kaçacak bir sanat değildir; olsa olsa bazı büyük kaçma arzulayışı vardır. Hâşim'in dili, güzelliğin ve şiirin dilidir. Hâşim'de superieur'e kaçan bir şey, insanın hâl-i hâzırından kaçan bir şey vardır. Eksiği olan bir dünya tasavvur edemez.
Yahya Kemal, tarihi aldığına göre içtimaîyi de alacaktır. Koca Mustâpaşa'da ve Üsküdar'da bizden ayrılıp ölülerine kapanmış yaşayan bir grup insan vardır. "Deniz Türküsü"nde Yahya Kemal: "Duy tabiatta biraz sen de ilâh olduğunu" diyor. Kemal, bizim şairlerimizin en Yunanîsi'dir, historiğidir. İnsan zekâdır ama maddesi de vardır. "Kar Mûsikîleri": "Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden" diyor. İslav kederinden uzaklaşmak! İşte Yunanî bir düşünce!

(Tanıtım bülteninden)

Bu kitaba video yüklemek ister misiniz?

 

Yorumlar


Bu kitaba ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Yorumunuzu ekleyin

Bu kategorinin çok satanları


Bu kategorinin ilgi görenleri


Bu kitabı alanlar bunları da aldı