Kumpanya

Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Yazar : Sait Faik Abasıyanık
Kategori : Öykü
Basım tarihi:2009 / 12. Baskı
Kapak : Karton
Sayfa sayısı :100
Kağıt:2. Hamur
Ebat:13,5x21
ISBN:9789750804885
Dil : Türkçe
Etiket fiyatı : 5.52 + %8 KDV = 6 TL
Kültür TV fiyatı 4.80 TL

 

 

'Sait'in hayattaki bileti lüks mevki bileti idi. Ama o da tıpkı Barba gibi lüks mevkiden, birinciden, ikinciden hoşlanmıyor, soluğu hep üçüncüde,
personel koğuşunda alıyordu.'
Haldun Taner
'... O, Orhan Veli ile beraber, son neslin en kuvvetli simalarından biridir. Yaşayışları, hayatın güzelliğini duyuşları, avarelikleri ve Türkçe'nin
şiirini buluşları ne kadar birbirine benzer.
İstikbalin edebiyat kitaplarında onlar, bugünün yıldızları olarak yan yana parlayacaklardır.'
Mehmet Kaplan
'Edebi eserler, insanı yeni ve mesut,
başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?'
diyen büyük yazarın ilk kez 1951'de yayımlanan hikâye kitabı Kumpanya yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı.
Mektuplar, manüskriler ve gün ışığına çıkmamış yepyeni metinler sırada...
TADIMLIK
I
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. Kör Halit ayak diriyor, ille de, 'Cumhuriyet Eğlencesi Kumpanyası' koyacağız, diyordu. Diyordu da hatırına başka bir isim gelmiyordu.
Saffet Ferit neredeyse deli olacaktı. Önce ceketini fırlattı; sonra kravatını çözdü. Ondan sonra da parça parça kır düşmüş saçlarını karmakarışık etti:
— Olmaz be, Kör! Olmaz be! Ulan, 'si'li, 'sı'lı isim mi olur? En iyisi 'Sulu Sahnesi' koyalım bari!
Halit:
— Siz bir isim bulun. Bulamıyorsunuz. Ondan sonra da benim bulduğumu beğenmiyorsunuz. Ben önce tuluata...
— Anladık yahu! Anladık. Sen ilk defa 'Eğlence-i Osmani' tiyatrosu ile işe başladın. Bugünkü şöhretini de orada yaptın. Şimdiki tuluat artistlerinin çoğu oradan geçtiler. Yedi bucakta tanınmış, iş yapmıştır. İyi, güzel! Osmanlı İmparatorluğu zamanında da 'Eğlence-i Osmani' hiç fena ad değil. Değil, olur. Ama, 'Cumhuriyet Eğlencesi' kumpanyası olmaz. 'Si'den, 'sı'dan vazgeçtim, Cumhuriyet Eğlencesi ne demek? Bir manası olsa bile, güzel değil. Durun hele! Benim aklıma bir şey geldi. Şu inatçının da suyuna gitmiş oluruz. Cumhuriyet, ne demek? Halk idaresi demek değil mi? Öyleyse 'Halk-Eğlence Kumpanyası' diyelim.
Yine itirazlar yükseldi. Zayıf, gözleriyle gırtlağı dışarıya fırlamış bir delikanlı:
— 'Halk - Eğlence', 'İş Bank' gibi bir şey. Halk Eğlencesi, en doğrusu.
— Bu sefer de kumpanyası diyemeyiz.
— 'Memleket Kumpanyası' nasıl?
Bir Kasımpaşalı karayağız delikanlı:
— 'Kasımpaşalı Kumpanya' diyelim.
Bir Üsküdarlı atıldı:
— Neden 'Üsküdarlı Kumpanya' demiyoruz da Kasımpaşalı diyoruz?
Moruk Salih:
— Durun yahu, dedi, ne kavga ediyorsunuz. Ben bir tane buldum...
— Aman Salih Ağabey, sen bulma. Geçen seferkini de sen bulmuştun. İki ay dayanamadık.
— Fena mıydı geçen seferki?
— Yok, çok iyiydi doğrusu! Hele Adana'da ne meşhur olmuştuk ya! Bir dayak yemediğimiz kaldı. Benim burnumda aylarca, tüyü tüsü yerinde ördek yavrusunun kokusu tüttü durduydu.
Kör Halit:
— Ben vazgeçtim, dedi.
— Aman Halit Bey, etme...
— Yok, yok, kumpanyadan değil. Ondan bizi, Azrail bir yana, kimse vazgeçiremez.
— Var ol, Halit Ağabey!
Saffet Ferit mahzun, trajik bir hal aldı. Ayağa kalktı. Burhanettin Tepsi'nin hayranlarından olduğu için, Napolyon gibi durdu. Eğildi, Halit'i alnından öptü.
Münakaşa tekrar şiddetlendi. İşte tam bu sırada köşede sessiz sessiz oturan, kumpanyanın ikinci komiği Dayı Remzi'nin, söz söylemek üzere kafasını uzattığını görenler, en doğru, en mühim lafın edilmek üzere olduğunu hissetmişler gibi, münakaşayı tam ortasında kestiler. Dayı Remzi'ye sual dolu gözlerle dönüp baktılar. O, çay fincanını eliyle kenara itti, Saffet Ferit'in önünde duran Serkldoryan kutusuna uzandı. Bir sigara aldı. Paketin üzerine sigarayı vururken:
— Bütün mesele kumpanyanın ismine kaldıysa, iş tamam demektir. Yahu, siz sahiden kaçıksınız be! Sen, Türkiye'nin Burhanettin'den sonra en korkunç facia artisti Saffet Ferit; sen, ölü Naşit'ten sonra ölmeyen son tuluatçı Kör Halit; sen, Eyüp Sabri'den sonra en iyi oyuncu Moruk Salih!.. Siz, hep kıymetli gençler! İş, kumpanyanın ismine kaldıysa ne âlâ! Hani perde, hani dekor, hani kostüm, hani makyaj, hani?..
Sözünü Saffet kesti:
— Onlar kolay, dedi. Bende de var, Halit'te de... Salih'te de eski bir yelken bezi var. Suat'ta da ressamlık... Bir gecede perdeyi de, dekoru da hazırlarız. Herkesin eski de olsa bir iki bir şeysi vardır. Öteden beriden ariyet de bir şeyler buluruz. Buradan kaldırıp masa götürecek değiliz a, masa lazımdır diye. Makyaj için de mi üzüleceğiz yahu? Bol mantar, bol sakız, bol eter...
(Tanıtım bülteninden)

Bu kitaba video yüklemek ister misiniz?

 

Yorumlar


Bu kitaba ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Yorumunuzu ekleyin

Bu kategorinin çok satanları


Bu kategorinin ilgi görenleri


Bu kitabı alanlar bunları da aldı