Mücevherlerin Sırrı

Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
Yazar : Ahmet Hamdi Tanpınar
Kategori : Eleştiri-Kuram
Basım tarihi:2002 / 3. Baskı
Kapak : Karton
Sayfa sayısı :280
Kağıt:3. Hamur
Ebat:13,5x21
ISBN:9750803353
Dil : Türkçe
Etiket fiyatı : 11.04 + %8 KDV = 12 TL
Kültür TV fiyatı 9.60 TL

 

 

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın ilk kez yayımlanan kitabı Mücevherlerin Sırrı, YKY'den çıktı. Mücevherlerin Sırrı, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 1928-1960 arası gazete ve dergilerde yayımlanmış ama kitaplarına girmemiş yazı, röportaj ve anket yanıtlarını içeren bir derleme. İlyas Dirin, Turgay Anar ve Şaban Özdemir'in derlediği bu yazılarda, Tanpınar DP iktidarı ve 27 MayısÔtan (tabii ki) Yahya Kemal'e, "eski şiirimiz"den pedagojiye hayatın hemen her alanı üzerine söz alıyor; Mehmet Akif ve Tevfik Fikret gibi çokça tartışılmış adları sağlam saptamalarla yerli yerine oturtuyor. Tanpınar incelemesi Kutup Noktası da yayınlarımız arasında çıkmış olan Oğuz Demiralp'in sunuş yazısında vurguladığı gibi: "Kendini, yalnızca dar geçici bireyselliği içinde değil, tarihi, coğrafyası, toplumuyla bir bütün olarak çözümlemeye çalışan sıradışı bir aydının çeşitli yönlerini biraraya getiren eşsiz bir toplam karşısındayız. Tanpınar kıtasında yeni ayrıntılar, ayırtılar, düşünceler keşfediyoruz." Gazete ve dergilerde yayımlanmış fotoğraf, portre ve karikatürler eşliğinde... Hazırlayanlar: İlyas Dirin, Turgay Anar, Şaban Özdemir
TADIMLIK

Bir Zihniyet Meselesi

Bizde gazete ve kitap satışının acayip tecellilerinden bahseden bir arkadaş, haftada bir cüz çıkan büyük bir külliyatın bazı nüshalarının, kaplarındaki renkli resimlerin hoşa gitmesi yüzünden daha fazla satıldığını anlattı. Bu küçük müşahedenin üzerinde ne kadar durulursa yeri vardır. Çünkü delâlet ettiği vaka alelâde bir fantaziden çok fazla bir şey, belki de bütün bir zihniyettir. Filhakika bu, kısaca, okuyucu seviyemizin henüz gözden ileri gitmeyen bir tecessüs sahibi olduğunu gösterir. Eşyayı ancak zevahiriyle, renk ve parıltısıyla tanıyan, beğenen ve seven çocuk, yahut iptidaî insan zihniyeti... Kitabın kendisi için bir ihtiyaç olması dahi onu bu müşabehetten kurtaramaz. Vakıa göz bizim zihnî hayatımızda en büyük âmildir. Bütün duygularımız, bütün bilgilerimiz onunla başlar, onunla büyür. Ne el, ne kulak, ne de diğer ihsaslar, bizi eşya ile onun kadar temas ettiremez. En tam, en mesut ve en hasbî temellükleri, binaenaleyh en büyük hatları bize o verir. Onun tecessüsleri insan zekâsının en aslî tarafıdır. Fakat mesele kitaba gelince büsbütün değişir. Bir kitapta resmin vazifesi onu tamamlamak ve süslemektir. Hele nihayet yırtılıp atılacak bir zarftan başka bir şey olmayan kabın rolü hiç yoktur. Kabındaki resimler renkli ve acayip diye, cüz cüz çıkan bir kitabın bir nüshasını tehalükle kapışmak, henüz kitabın hayattaki mevkiini tayin etmemiş olmaktır. Ve bunu yapan adam zihnî tecessüsleri tamamlanmamış bir adamdır.

Bundan kırk sene kadar evvel, Kamusulalâm veya Evliya Çelebi ciltlerinin hususî bir müessese tarafından neşrini mümkün kılan okuyucu ile bugünkü okuyucu arasındaki fark, bu itibarla, çok müthiştir ve insanı haklı surette bedbin edebilir.

Yeni Adam, y. 1, nr. 2, 8 Kânunusani [Ocak] 1934, s. 1

(Tanıtım bülteninden)

Bu kitaba video yüklemek ister misiniz?

 

Yorumlar


Bu kitaba ilk yorumu siz yapmak ister misiniz?

Yorumunuzu ekleyin

Bu kategorinin çok satanları


Bu kategorinin ilgi görenleri


Bu kitabı alanlar bunları da aldı