Fehmi Koru kimdir? Gazeteci-Yazar. 1950, İzmir doğumlu.İzmir Yüksek İslam Enstitüsü (1973) mezunu. ABD Harvard Üniversiyesi'nde master (1982) yaptı.Uzun yıllar Zaman Gazetesi'nde Ankara temsilciliği ve köşe yazarlığı yaptıktan sonra son iki yıldır bu görevi Yeni Şafak Gazetesi'nde sürdürüyor. Dış literatüre vakıf olmasının yanında, bilişim teknolojisine yakınlığı ile biliniyor. Taha Kıvanç takma adıyla kulis yazıları yazıyor. TYB'nin 1986 Basın Yönetim Ödülü'nü kazandı.


Fehmi Koru bu kitapları tavsiye ediyor

Biliyorum, tatilde kafa dinlemeye hakkınız var. Ancak şunu da unutmayın: Tatil dışı zamanda yapmadıklarınızı yapma zamanıdır tatil. Bu sebeple yanınıza bolca kitap aldığınızı umarım; döndüğünüzde dostlarınızla tartışmak üzere...
Eğer “Neden biz bu hallerdeyiz?” sorusunu bir çengel gibi kafasında taşıyanlardansanız size iki kitap önerim var. Her ikisi de kısa süre önce kitapçı raflarındaki yerlerini aldı bu kitapların... İkisi de meselesi olan yazarlar tarafından kaleme alındı. İkisi de derhal kabul etmekte zorlanmayacağınız tezlere sahip olmakla birlikte, bazı tezlerini benimsemeyeceğinize, ama yine de üzerinde düşünmeden edemeyeceğinize bahse girmeye hazırım.
İsmail Kara yıllardır Türk düşünce tarihi üzerinde çalışır. Cumhuriyet öncesi dönemin temel siyasi metinlerini kitaplığımıza kavuşturduğu araştırmalarından zaten haberdarsınız. Bir süredir Cumhuriyet dönemi üzerinde yoğunlaştığı da fark ediliyordu. Birkaç küçük hacimli kitabı bu yöndedir. Şimdi “Cumhuriyet Türkiyesi'nde Bir Mesele Olarak İslâm” adlı hacimli bir eserle okur karşısına çıktı.
Bir dizinin ilki olduğu anlaşılan bu kitapta, Kara, lâik bir sistemde bireysel ve kurumsal uyum sorunları yaşayan Müslüman kitleyi özne olarak ele alıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, İmam Hatip okulları, cemaatler, tarikatlar, cemaatsiz ve tarikatsız Müslümanlar... Nezaketi elden bırakmadan, ancak eleştirel yaklaşımı da terk etmeden konuları işliyor İsmail Kara. Sorular soruyor; irkilseniz de cevaplamadan edemediğiniz sorular... Kendi cevaplarını veriyor; mantığınıza ters gelse de üzerinde düşünmeden edemediğiniz cevaplar... Kitabını görsel malzemeyle de zenginleştirmiş yazar. (Dergah Yayınları, Tel.: 212- 518 9578; Faks: 212- 518 9581; www.dergahyayinlari.com).
“Allah'sız Müslümanlık: Gerileme Sürecinde İslâm'ı Yaşama Sorunu”, adından da hemen anlaşılacağı üzere, sizi iterek kendine çekmeye çalışan bir kitap. Yazarı Ömer Lütfi Mete'yi gazete yazılarından (en son Bugün'de), TV dizilerinden ('Kurtlar Vadisi'nin danışmanı) ve TV tartışmalarından tanıyorsunuz. Sözünü sakınmayan biridir Ömer Lütfi Mete.Bu defa eleştiri oklarını doğumundan beri içinde bulunduğu İslâmî câmiaya çeviriyor. Temel kabulleri sorguluyor ve 'tabu' sayılan konulara girmekten de çekinmiyor. Başka zaman ve yerde olsa, onun konumundaki bir yazarın kaleminden çıkan bu eleştiri dolu kitap, günler ve haftalar boyu sürecek bir tartışma gündemi oluştururdu.
Ağır bir rahatsızlık geçiren Ömer Lütfi Mete'ye dualarınızı göndermekten geri durmamanızı tavsiye ederim. (Profil Yayınevi).
Atilla Yayla bir süre önce 'Kemalizm' konusunda sarf ettiği bir cümleyle gazete manşetlerine tırmanmıştı. Sonradan o cümleyi sarf ettiği için hakkında dava açılmış, ders verdiği üniversiteyle ilişkisi askıya alınmıştı. Bir siyaset bilimi profesörünün başına gelenler kendi başına da ibret verici, ama daha da önemlisi yıllarca 'Kemalizm' dahil Türkiye'yi ilgilendiren her konuda yazılar yazan, her vesileyle görüş açıklayan bir bilim adamının ne demek istediğinin anlaşılmak istenmemesiydi.
Liberal Düşünce Topluluğu' başkanı da olan Prof. Atilla Yayla konuya ilişkin iki makalesini güncel görüşlerini de ekleyerek 'Kemalizm: Liberal Bir Bakış' başlığı altında kitaplaştırdı. Sırf bildiklerinizi destekleyen kitaplar okuyan, kafa konforunuza düşkün bir tipseniz, İsmail Kara ve Ömer Lütfi Mete'nin kitapları gibi Prof. Yayla'nın bu kısa ama yararlı kitabından da uzak durmanızı tavsiye ederim. (Liberte Yayınları, Tel. 312- 230 8703; Faks: 312- 230 8003; www.liberte.com.tr).
Daha adından tahrik edicilik yansıtan bir kitap “Türk Sinemasında Kürtler”... Her attığımız adımda, mahallemizde, iş çevremizde karşılaştığımız Kürt realitesi sinemamızda nice sonra tanındı. 1951 yılında 'Mezarımı Taştan Oyun' filmine kadar beyaz perdede yoktu Kürtler; 1990'a kadar varlardı da, adlı adınca değil... Demokrasinin kanallarının genişlemesiyle birlikte filmlerde de karşımıza çıkmaya, daha da önemlisi bazen beyaz perdede dilleriyle de konuşmaya başladılar.
Sinema tarihi üzerinde çalışmaları da olan gazeteci Müslüm Yücel'in bu eseri, içinde 'Kürt' tipleri bulunan filmleri hatırlatmakla kalmıyor yalnızca, kendimize ve yakın tarihimize de ayna tutuyor. Yalnız sinemaseverlerin değil, “Neden hâlâ normalleşemedik?” sorusuna cevap arayan sosyal bilimcilerin de okuması gereken bir kitap bu. (Agora Kitaplığı, Tel. 212- 243 9626; Faks: 212- 243 9628, www.agorakitapligi.com).
Bu kitapları sıcağın başınıza vurması pahasına okumanızda ısrarlıyım.

TAHA KIVANÇ
YENİ ŞAFAK
13.08.2008

Göz açacak kitaplar

“Türkiye'de ilk askeri darbe ne zaman gerçekleşti?” sorusuna “27 Mayıs 1960'ta” cevabını vermişseniz yandınız. İlk askeri darbemiz 3 Mayıs 1876 tarihinde Sultan Abdülaziz'e karşı düzenlenmişti. Bir-iki sergerde kafaya koydukları planı, adım, adım, adım hayata geçirmişlerdi.

Kaynakların “Arapça ve Farsça'ya vâkıf, milli kültüre âşık, güzel yüzlü, kavi bünyeli, azametli, fakat tavırları ve sözleri nâzik, kavrayışı kıvrak, hazırcevap, siyaset ve askerlikte görüş sahibi, güzel amelleri ve güçlü bir inancı olan, dinî ve millî gayreti ile bilinen büyük bir padişah” diye tanıttıkları Sultan Abdülaziz, bir-iki saat içerisinde hem tahtını hem de canını kaybetmişti. Direnmedi, yanındakileri de susturdu; “Benim askerim bana kötü bir şey yapmaz” düşüncesindeydi koca padişah...

Daha önce “Mutlaka okuyun” kaydıyla tanıttığım Yılmaz Öztuna'nın 'Bir Darbenin Anatomisi' adlı eserine (Babıali Yayınları) ek olarak, Ziya Nur Aksun'un eserlerinden derlenmiş 'Darbe Kurbanı Abdülaziz Han' kitabı (Ötüken Yayınları, Tel.: 212- 293 8871; Faks: 212- 251 0012; e-posta: otuken@otuken.com.tr) bugünlere de ışık tutan özellikler taşıyor. Darbeye giden dönemin bütün doğru ve yanlış kahramanlarını, iç ve dışta meydana gelen çalkantıları sanki içinde yaşıyormuşcasına takip ediyoruz bu kitaptan...

Kitap darbenin ardından meydana gelen artçı darbeleri de sergiliyor...

'Abdülaziz Han' kitabını okurken aklım günümüzü de ilgilendiren özellikle iki noktaya takıldı: Asker sorunu ve siyasi düzene karşı yapılanmalar...

Genç bir siyaset bilimci olan Steven Cook'un üç ülke (Türkiye, Mısır ve Cezayir) ekseninde orduları incelediği 'Yönetmeden Hükmeden Ordular' kitabı sonunda dilimize kazandırıldı. (Hayy Kitap; Tel.: 212- 352 0050; Faks: 212- 352 0051; e-posta: info@hayykitap.com)

Bizde pek çokları Mısır ve Cezayir gibi ülkelerle birarada anılmayı hakaret kabul etse de gerçek değişmiyor: 'İktidar' kavramını gündeme taşıdığınızda Batılı karşılıklarından farklı bir yapıya değinilmek gereken pek çok ülkeden üçü bunlar...

Rejimin devamlılığını sağlayan ortak özelliklere dikkat çekilen kitap, Barack Obama yönetiminin Türkiye'yi öğrenmek için el altında bulunduğu eserler arasında yer alıyor. Sevinelim, üzülelim, gerçek değişmiyor.

Bazıları için 'Ergenekon' yapılanması kocaman bir safsata... Yüksek rütbelilerle sıradan askerlerin, bürokratlarla işadamlarının, gazetecilerle gazete bile okumayanların birlikte olduğu bir çete yapılanmasını hafsalaları almıyor.

Susurluk'ta ortalığa saçılan psilikleri de bazılarının aklı almamıştı; beni esas düşündüren ise, o dönemde “Pislikler temizlensin” kampanyaları açmış olanların şimdi “Derin devlet mi, güldürmeyin beni; olmaz böyle bir şey” aymazlığı sergilemesi...

Milliyet'ten Belma Akçura daha kimse bu cesareti göstereceğini belli etmediği bir dönemde 'derin devlet' yapılanmasının peşine düşmüş, ipuçlarını teker teker derlerken, yapının içinde yer alanlardan bulabildikleriyle görüşmeyi de başarmıştı. Susurluk'la kamuoyunun bilgisi dahiline giren gerçekler, Şemdinli ve Ergenekon ile zihinlerde pekişecek bir hal aldı.

Akçura'nın 'Derin Devlet, Oldu Devlet' kitabı konuya sağduyulu yaklaşan herkes için bir yol haritası teşkil ediyor. Genişletilmiş son (5.) baskıda metne alınan yeni bilgi ve belgeler daha önce varılan sonuçları destekliyor. Susurluk ile Ergenekon arasında gözlerden kaçırılan bağlantılar ve ortak noktalara dikkat çekiliyor bu kitapta...

Tamamlayıcı bir eser de yine Belma Akçura imzasını taşıyor: 'Ağca'nın Derin İlişkileri'... Bir yabancı kanalın çektiği belgesele katkıda bulunmak üzere Abdi İpekçi suikastının neredeyse bütün aktörleriyle görüşen yazar, 'derin devlet' ile bir biçimde ilintili bir eyleme de ışık tutmuş oluyor. (New Age Yayınları, Tel. ve faks: 212- 513 6813; e-posta: info@newageturk.com).

Öğrencilerin tatile hazırlandığı şu günlerde ben de 'yaz okuma listemi' tamamlamak üzereyim. Kimi eski sevdiklerim olacak, kimi ise hayhuy içerisinde göz gezdirdiklerim... Okumaya fırsat bulamadıklarımı da alacağım listeme. Size de tavsiye ederim şimdiden böyle bir liste yapmayı...

Roman, edebiyat, şiir ve musiki seviyorsanız, listenize mutlaka almanızı tavsiye edeceğim eser Prof. İskender Pala'ya ait, 'Katre-i Matem'... Bir aşk hikâyesini gerilim romanı heyecanıyla kaleme almış, tarihî arka planda İstanbul'u, sarayda yaşananları, edebiyat, şiir ve musikinin üst düzey hayatlar içerisinde taşıdığı yeri tasvir ettiği romanın sayfaları arasında dolaştırıp duruyor okuru...

Kitaplar sizleri bekliyor...

TAHA KIVANÇ
YENİ ŞAFAK
01.06.2009


7 TL