Ahmet Say kimdir? Matematik öğretmeni Fazıl Say ile felsefe öğretmeni Nüzhet Say’ın oğlu olan Ahmet Say, 1935’te İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta özel derslerle piyanoya başladı. 1946’da Ferdi Statzer’in isteği üzerine İstanbul Belediye Konservatuarı’na girdi. Demirhan Altuğ’un teori ve solfej, Verda Ün’ün piyano, Raşid Abed’in armoni öğrencisi oldu. 1950’de konservatuardan ayrıldı; liseden sonra Almanya’da basın-yayın öğrenimi yaptı (1954-1960). Bu yıllarda müzikolog Kurt Köhler’in özendirmesiyle müzikbilime ilgi gösterdi. Yurda dönünce Bingöl’de öğretmen, halk eğitimcisi ve amatör folklorcu olarak çalıştı. Türkü, ağıt, masal ve destanlar derledi; çocuk ve gençlik koroları kurdu (1960-1964). İzlenimlerini edebiyat alanında değerlendirdi, roman ve öyküleriyle ödüller aldı: TRT Öykü Yarışması, Sabahattin Ali Öykü Ödülü, Milliyet Roman Yarışması, Antalya Film Festivali Öykü Yarışması. 1964’te Ankara’ya yerleşerek gazete ve dergilerde çalıştı, 1977-1983 yılları arasında aylık edebiyat dergisi Türkiye Yazıları’nı çıkardı. 1984’ten başlayarak müzik eğitimciliği, müzik eleştirmenliği ve müzik yayımcılığına yöneldi. 1985’te kurduğu Müzik Ansiklopedisi Yayınları’nı yöneten Ahmet Say’ın uluslararası ve ulusal düzeyde yapılan müzik toplantılarında sunduğu bildiriler yankı uyandırmış, dergi ve gazetelerde yüzlerce müzik eleştirisi yayımlamıştır.

KİTAPLARI
Edebiyat:
Güneşin Savrulduğu Yerden (Bingöl Hikâyeleri), 4. basım: Evrensel Basım Yayın, 2007
Kocakurt (roman), 3. basım: Evrensel Basım Yayın, 2007
İpek Halıya Ters Binen Kedi, (epik hikâye), 2. basım: Evrensel Basım Yayın (2007)
Müzik:
Müzik Öğretimi, 4. basım: Müzik Ansiklopedisi Yayınları (2006)
Müzik Tarihi, 6. basım: Müzik Ansiklopedisi Yayınları (2006)
Müziğin Kitabı, 4. basım: Müzik Ansiklopedisi Yayınları (2009)
Müzik Sözlüğü, 3. basım: Müzik Ansiklopedisi Yayınları (2009)
Müzik Ansiklopedisi (3 cilt, 2100 sayfa), Müzik Ansiklopedisi Yayınları (2005)
Müzik Yazıları, Müzik Ansiklopedisi Yayınları (2007)
Mozart (derleme), Evrensel Basım Yayın (2007)
Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır, Evrensel Basım Yayın (2008)


Ahmet Say bu kitapları tavsiye ediyor

Türkiye’de bugün yetmişli yaşlarında olan bizim kuşak kadar kitap okumayı yaşamın bir parçası haline getirmiş başka bir kuşak olduğunu pek sanmıyorum. İkinci Dünya Savaşı’nın ülkemize de yansıyan ekonomik yıkımı 1950’li yılların başında artık atlatılmıştı. Ekonomik rahatlamanın yanı sıra, cumhuriyetimizin kuruluş dönemindeki aydınlanma özlemi de yeni kuşaklarla son derece büyümüş, aydınlanmanın önde gelen aracı kabul edilen kitaba gösterilen ilgide bir patlama yaşanmıştı. Kitabın yaygınlaşmasında herhalde en büyük etken, Avrupa’da ve Türkiye’de gerçekten bir “buluş” olarak kitlelerin ilgisini çeken “cep kitapları”ydı. Bu yoldan kitabın maliyeti düşüyor, öğrenci bütçesiyle bile her ay üç beş kitap alınabiliyordu. Şöyle anlatayım: 1947 yılında ben İstanbul Erkek Lisesi’nde ortaokula başlamıştım. Türkçe öğretmenim, İstanbul’da o dönemin en kültürlü insanlarından biri olarak bilinen Salim Rıza Kırkpınar’dı. Lise son sınıfa kadar sevgili öğretmenim Kırkpınar, benim Türkçe, edebiyat ve kompozisyon öğretmenim oldu. Bu değerli edebiyatçı ve eğitimci, bize her ay “Varlık Yayınları”ndan birkaç kitap almamızı öğütler, adlarını belirttiği bu kitapları okumamızı önerirdi. Söz konusu cep kitaplarının fiyatı o yıllarda bir liraydı. Enflasyonun belli belirsiz olduğu bu yıllarda bir lira, (hesaplamaya çalıştım), günümüzün parasıyla herhalde iki lira dolayındaydı. Burada bir örnek olarak aldığım Varlık Yayınevi, yaklaşık on-on beş yıllık bir süreç içinde bin beş yüz kitap yayınlamıştı. Ortaokul ve lise öğrenciliği yıllarında çağdaş dünya edebiyatının ve Türk edebiyatının önde gelen yapıtlarını genç kuşak olarak bu yoldan tanıdık. Şunu da belirteyim, Varlık Yayınevi, aydınlanmaya temel olmak üzere, belli sanat ve düşün alanlarında derli toplu özet bilgiler veren kitap dizilerini de yayın programına almıştı.
Sormak istiyorum: 1950’li yıllarda akla bile gelmeyecek olan günümüzün bilgi ve iletişim teknolojisi “internet”, genç kuşakların aydınlanma bilincini ve sanatsal beğenisini acaba tek başına bir “Varlık Yayınları” kadar etkileyebiliyor, geliştirebiliyor mu? Yoksa bilginin metalaştığı, insanlıktan esirgendiği; iletişimin ise yapay gündem ve olgularla bilinçleri yanıltan bir silaha dönüştürüldüğü bir dönem mi yaşıyoruz?


10 TL
15 TL