Lütfü Şehsuvaroğlu kimdir? 1957 yılında Erzincan\'da doğdu. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi\'ni bitirdi. Öğrencilik yıllarında Genç Arkadaş, Hasret, Nizam-ı Alem ve Divan Edebiyat dergilerini çıkardı. Bu dergiler yanında Hergün gazetesinde yazdı. 12 Eylül ara kesitinden sonra Millet gazetesinde Hayatın İçinden başlığı altında sayfa yöneticiliği ve köşe yazarlığı haftalık Yeni Düşünce gazetesinde genel yayın yönetmenliği ve başyazarlık yaptı. Ayyıldız, Yeniçağ, Son Çağrı, Gündüz, Yeni Hafta gazetelerinde günlük yazıları, başka bazı gazete ve dergilerde de yazıları ve şiirleri yayınlanmış olan Şehsuvaroğlu, Türkiye Yazarlar Birliğinde sırasıyla genel sekreterlik, genel başkan yardımcılığı ve genel başkanlık görevlerinde bulundu. Türk Dünyası şiir şölenleri tertip etti. ILESAM, GESAM üyesi de olan Şehsuvaroğlu, hâlen Avrasya Yazarlar Birliği genel başkan yardımcılığını yürütmektedir. Kamudaki çalışma hayatına şeker şirketinde başlayan Şehsuvaroğlu, daha sonra Sincan belediye başkan yardımcılığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yayın Dairesi başkanlığı, bakanlık müşavirliği görevlerini yürüttü. Ulusal ve uluslararası pek çok sempozyumda çeşitli konularda tebliğ sunmuştur. Bugüne kadar yayınlanmış başlıca eserleri şunlardır: Esir Türkler (1977), Kafes (roman, 1983), Eylül Seneleri (þiir, 1985), Avrupa Topluluğu Karşısında Türkiye (doktora tezi, 1991), Münzevi Pürtelaş (şiir, 1993), Su Barışı - Türkiye-Ortadoğu Su Politikaları (1997), Millî Sivil Stratejik Konsept (1998, Türkiye Yazarlar Birliği fikir ödülü), Toprak-Su Muhafaza Sistemleri - Strateji-Yönetim - Eylem Planı (2000), Nurettin Topçu (2002), Mehmet Akif (2003), Necip Fazıl (2003), Namık Kemal (2003), Ziya Gökalp (2004), 2024 (roman, 2007).


Lütfü Şehsuvaroğlu bu kitapları tavsiye ediyor

Ben kitapla hem çok erken, hem çok geç tanıştım.
Erken tanıştım; zira babam şairdi, ablalarım iyi okuyordu, annem belediye reisi ve müftü kızıydı. Aile içinde okuma trafiği zaten mevcuttu. Başta Kuran-ı Kerim ve Safahat olmak üzere kitapla gözümüzü açmıştık. Her yazardan ve her yeni çıkan kitaptan haberdardık.
Geç tanıştım; zira haylaz ve yaratıcı bir çocukluğum vardı. Küçük bir çeteydik. Erkek kardeşimin de aralarında olduğu beş altı kişilik grup. Kendi oyuncağımızı kendimiz yapardık. Ok, yay, mızrak, savaş aletleri… Munzur dağından inecek olan düşmanlara karşı savaşırdık. Bol toprak ve çamur… evler, arabalar, tirenler, hepsi kendi imalatımızdı. Sinema bile… sık tayin olduğumuzdan iri ambalaj sandıklarımız vardı hep. İkisini bir araya getirip amerikan bezle örttük mü alın size sinema salonu. Bir de elle çevrilen film makinası… seslendirme: benim sahip olduğum birkaç ses… on dakika ara, gazete külahı içinde çekirdek… sonra gazetemiz de bizimdi… Gelincik. Beş nüsha… başyazarı ve başçizeri ben. Bir de ticaret ve sanayi… Mahallenin gazete kağıtlarını toplayıp kese kağıdı imal ederdik. Ayrıca bakır telleri toplayıp Aşağı Mahalle’deki Pazar yerinde kulübesi olan “tefeci kadın”a satardık. Satıp geliriyle de tatile çıkardık. Bisikletlerimizle 17 km ötedeki Zile’ye… o zaman pastanelerde pilavüstü vardı. Bir pilavüstü bir kola… yani kazanmayı ve harcamayı bilen küçük burjuva idik. O yüzden çok kitap okuyan ve değiş tokuş yapan arkadaşlarımız gibi değildik. Okumaz yaşardık. Ama Pal Sokağı Çocukları’nı okuyandan daha iyi bilirdik. Hepimiz Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki Raskolnikov’duk.
Evet, orta ikideydim ve Türkçe öğretmenim o yaz için bir Türkçe bir de yabancı iki romanı okuyup özetini çıkarmamızı istedi. Beli kırılmış da ayakta kalabilen dünya yüzündeki üç beş kişiden biriydi ve Sivaslıydı. Beni çok severdi. Bir de Atatürk’ü… Türkçe dersleri başlarken bana bir işaret yapardı, ben de Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nu tıpkı Atatürk’ün kendi sesinden okurdum. On dakika geçerdi sonra on dakika gözyaşları içinde Atatürk’ü anlatırdı, geri kalan zamanda da ders dinlerdik.
O yaz iki kitap özetledim: birincisi Suç ve Ceza(anladığınız gibi), ikincisi Kemal Bilbaşar’ın yeni çıkan Cemo’su…
Yani arkadaşlarımın tersine –ki onlar Kemalettin Tuğcu, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Reşat Nuri kitaplarını okur okur değişirlerdi- ben en zor kitaptan başladım. Suç ve Ceza’dan…
Sonra Victor Hugo’nun Sefiller’i… sonra Tolstoy’un Anna Karanina’sı…
Peyami Safa ile tanışmam lisede oldu. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu…
Okuma ve yazma birbirinin kardeşi eylemler… Okumaya başlayınca yazmaya başladım. İlk şiirim(iki şiir) Genç Şairler Antolojisi’nde yayınlandı(1970). İlk kitabım 1974’de Millet gazetesinde tefrika edildi: Türk Milliyetçiliğinin Tarihi. İlk yayınevi’ni 1977’de kurdum. Ocak Yayınları. İlk basılı kitabım tevazu örneği, yazarın ismi kapakta yok. Esir Türkler.
Sonra çileli okumalar ve yazmalar…
Özgürleşmek ve adanmak…


15 TL
15 TL