Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Milli Edebiyat Akımının önde gelen yazarlarındandır.

"Yükseklik, büyüklük, incelik, derinlik gibi ruhu cilalandıracak duyguların halka pek yabancı gelmeyecek sözcüklerle anlatılmasının ve ulus bireylerinin düzeyinin Avrupa halkı seviyesine yükseltilmesine çalışılmasının" yazar ve şairler için ulusal bir ödev olduğuna inanan Ahmet Hikmet, "Çağlayanlar" adlı kitabında topladığı öykülerinde, ulusal duyguları coşkunlukla dile getirir. Kitapta kimi öyküler, türün özelliklerini zorlar, söylev biçimine bürünür.

Bu kitapta yazarın, "Çağlayanlar" adlı yapıtındaki öykülerinin yanı sıra, diğer kitaplarında bulunmayan altı öykü ile bir monolog yer almaktadır.

Kategori 100 Temel Eser Ortaöğretim
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Tarihi: 2005
Basım Yeri: İstanbul
Ebat:
Dil: Türkçe
Kâğıt Türü: 2. Hamur
Sayfa Sayısı: 127
ISBN: 9789752105393
Ahmet Hikmet Müftüoğlu

(1870 - 19 Mayıs 1927): Yazar. İstanbul'da doğdu. Babası Yahya Sezai Efendi tasavvufî şiirler yazan divan sahibi bir kişi idi. Yedi yaşındayken babasını kaybetti. Ağabeyinin himâyesinde büyüdü. Soğuk Çeşme Askerî Rüşdiyesinden sonra Galatasaray Sultanîsine girdi. Bu okulda ağabeyinin kayın biraderi Tevfik Fikret'le arkadaşlık etti. 1888'de Sultanîyi bitirince Hariciye Nezaretinde görev aldı. Pire (Yunanistan) ve Poti (Kafkasya) şehbenderliğine vekâlet etti. 1891'de İstanbul'a döndü. Hariciyedeki görevi devam ederken Galatasaray Lisesinde hocalık yaptı. 1908'de Hariciyedeki görevinden alındı. Ticaret ve Ziraat Nezareti Umûr-ı Ticariye umum müdürlüğüne getirildi. Tevfik Fikret'in Galatasaray Lisesi müdürü olmasından sonra hocalıktan ayrıldı, Darulfünûn Edebiyat Fakültesi Fransız ve Alman edebiyatları müderrisliğine başladı. 1912'de Peşte başşehbenderliğine gönderildi. Mütareke döneminde İstanbul'a döndü. Harp malzemeleri ile ilgili bir komisyonun başkanı sıfatıyla iki yıl Peşte, Viyana ve Berlin'de kaldı. 1922'de karısı Suat Hanımın vefatı üzerine yurda döndü. Halife Abdülmecid Efendi'nin baş mabeyinciliğini yaptı. Sonra Ankara'da Hariciye Vekâleti müsteşarlığına tayin edildi. Hastalığından dolayı görevinden ayrıldı. İstanbul'da öldü. Maçka Şehitler Mezarlığına gömüldü.

Müftüoğlu Ahmed Hikmet Türkçü ve Türkçeci yazarlarımızın başında gelir. Lise yıllarında hikâyeler yazdı. Bilinen en eski manzumesi Namık Kemal'in ölümü üzerine yazdığı Mersiye'sidir (1890). 1890-1893 yılları arasında Hazine-i Fünûn ve Servet-i Fünûn dergilerinde müspet ilimlerle ilgili tercümeleri yayınlandı. İlk hikâyesi Leylâ yahud Bir Mecnun'u 1890'da yazdı. Bir taşra hikâyesidir ve konusu Sivas'ın köylerinden birinde geçmektedir. 1894-1900 yılları arasında Servet-i Fünûn'da küçük hikâyeleri yayınlandı. Hikâyelerinin arasında ayrı bir yere sahip olan Haristan ve Gülistan'ı bu dönemde yazmıştır. 1900-1908 arasında bir şey yayınlamadı. 1908' den sonra Türkçülük yolunda yapılan çalışmalarda faal görevler aldığını görüyoruz. Türk Derneği'nin kuruluşuna katıldı. Türk Derneği Mecmuası'nda ve bu mecmuanın peşinden çıkan Türk Yurdu'nda yazılar yazdı. Ahmet Hikmet 1908'den sonra yazdığı ve millî meseleleri değerlendirdiği hikâyelerini Çağlayanlar'da toplamıştır.

Müftüoğlu Ahmed Hikmet, önceleri Servet-i Fünûn'un dil anlayışında az bilinen kelimelerle örülü bir üslûp kullanmakla beraber, hikâyeleri mahallî renkleri taşımaktaydı. Türkçülük çalışmalarına katıldıktan sonra ortaya koyduğu eserlerinde millî kimlik ön plana çıkmış, dil sadeleşmiştir.

Eserleri: Leylâ yahud Bir Mecnunun İntikamı (1890), Haristan ve Gülistan (1890), Çağlayanlar (1922), Gönül Hanım (Tasvir-i Efkâr'da tefrika, 1920; yeni yayını, 1971).

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.

Yazarın / Kategorinin Kitapları